Ana içeriğe atla
 "Bir espresso alabilir miyim lütfen?"
Halbuki kahve içmeyi de sevmezdim. Neden öyle dedigimi bile bilmiyorum. Canlı pembe renkteki klasik çantamın klipsini açıp içinden defterimi aldım, defterimin üzerinde de kedi resmi vardı, şaşırtıcı mı, hayır.
En azından latte söylemeliydim.
Ki normalde sıcak çikolata insanıydım. Neyse, bugün de gereksizce para harcarız ne olmuş. Farklı bir şeyler yapmak ihtiyacı. Bu ihtiyaç yüzünden lüks gözüken ve loş ışıklara sahip bu yere gelmiştim, gerçi bana her yer lüks gelirdi. Öyle değil mi Aylin, evet öyle.
Deprem herkesi çok etkilemişti, ben burada gelmiş yatağımdan çıkmayı başarmış yine kendi aptal sınırlarımı aşmaya çalışıyordum. Suçluluk duygusu geldi ve de kahve, espresso.
"Teşekkür ederim." Hafifçe gülümsemeye çalışan egilimli dudaklar.
Bildiğim her şey eksik, yaptığım her şey, mutsuzluk diz boyu, güzel şeyler olamayacak ve ölümden sonra yaşam yok .
Tamam, iç karartıcı şeyler yoktu, iç karartıcı şeyler yok, kahveyi içmeyi çalıştıktan sonra bir bijuteriye gidip küpe alacaktım, halka küpelerden, çünkü birisinde görmüştüm, yeterliydi.
Şimdi sadece kahve içmeli, küpeyi alıp hemen takmalı, belki şu dinozorlu abartılı sallantılı olanlardan alırdım, sonra,  sonra kutuphaneye gitmeli, uzun zaman sonra şarkı dinlemeli, hayır tüm şarkılar mutsuz eder seni unutma, yürümeyi öylesine ve elinde kitaplarla, güven verir çünkü, ve sonra, sonra yapacak bir şey yoktu. Küçük bir yerde yaşamanın dezavantajları.
Halime adındaki bir kadının hikayesini yazmalıyım ben de, mesela üç çocuğu olmalı bir mahallenin bir dor t duvarın arasına sıkışmış hayatı, sonra, balıkçı, Sait Faik mi, evet, yine karakterlerin yok Aylin. Ne hoş.
Çılgınlık yapıp Istanbul'a gitsem, kendi kendime konuşmak tamam da, bunları yazmak pek akıllıca olmadı sanki. Olsun yazıp defteri kaldırdım.
Artık kendi hayatimi yazmak istediğimden her detayı yazıyordum boylece.
Ama sürekli uyuyan ve odasindan dışarı çıkmayan biri vardı, bunu yenmek zorundaydım.
Nelly'i arasam... Nelly başarı timsali bir hukuk öğrencisi ve keman da çalar, yarı Rus. Nelly keşke senin gibi de olabilseydim dedim ama geçti sonradan, artık onu kıskanmıyordum, tek arkadaşım olduğu için seviniyorum.
Nelly'nin  bir sevgilisi vardı, Ayşegül , henüz tanışmamıştık, eskiden yalan değil korkardım, uzak gelirdi eşcinsellik. Artık öyle düşünmüyordum.
Nelly buz prensesti, buz gibi görünürdü ama biliyordum, bana kendince değer veriyordu.
Mesaj attım, Nelly, acaba rica etsem gelebilir misin buraya, Kate Kafe'deyim.
Yanıt yazdı, Spontane şeylere gelemediğini biliyorsun.
" Biliyorum ama lütfen... Berbat hissettim bugün gelsen çok daha iyi hissederdim. Lütfen... " Ve gül sembolü. Çiçekleri severdim.
Umudum azalıyorken "tamam" dedi.
Tamam da gelene kadar nasıl oyalanacaktim...
Yine Acemi Cadı izleyerek mi...
Ilkokulda gittim birden, ilkokulda yıldız yağmuru aldığım zaman, annemin atkimi sıkı sıkı sarması. Kar yağarken karanlıkta eve dönüş.


Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

TRT'de izledim

 Defterimi açtım. Uzun yıllar sonra varlığını unutup bulduğum bir defterdi. Sayfalara bakıp başlık atmadigim kafe temalı yazıyı okuduktan sonra epey şaşırdım. Tamamen unutmuşum. Bazı detayları neden yazdığımi da tam hatırlayamadım.  Flört dinliyordum defteri açtığımda: "Dün TRT'de izledim. " Şarkı dinlemeyi epeydir sevmiyorum.  Nelly ile de bağım koptu tamamen. Sokak köpeklerinden korktuğum için dışarı çıkamaz hale geldim. Ve yeni yeni bazı başka sorunlar.  Japonca öğrenmeye çalışacaktım, hâlâ insanlarla tanışmaya çalışıyordum.  Keşke hayat böyle renkli ve tempolu olsa, "Dün TRT'de izledim" şarkısındaki gibi. Gerçek arkadaşlarım olamıyor, en azindan hayali arkadaslarim olsa. Yazdığım her hikayede ben varım, her yerde kendimi anlattım. Benzer cümlelerle. Şu an secemiyorum, hangi hikayeyi bitirmem gerektiğini bilmiyorum. Döngüler olusturdum, defterdeki ve sosyal medyadaki her hikayede ben varım, değiştirmeye çalışsam da yine ben olustum.  Saçlarımı pembeye mi...