Defterimi açtım. Uzun yıllar sonra varlığını unutup bulduğum bir defterdi. Sayfalara bakıp başlık atmadigim kafe temalı yazıyı okuduktan sonra epey şaşırdım. Tamamen unutmuşum. Bazı detayları neden yazdığımi da tam hatırlayamadım.
Flört dinliyordum defteri açtığımda: "Dün TRT'de izledim. " Şarkı dinlemeyi epeydir sevmiyorum.
Nelly ile de bağım koptu tamamen. Sokak köpeklerinden korktuğum için dışarı çıkamaz hale geldim. Ve yeni yeni bazı başka sorunlar.
Japonca öğrenmeye çalışacaktım, hâlâ insanlarla tanışmaya çalışıyordum.
Keşke hayat böyle renkli ve tempolu olsa, "Dün TRT'de izledim" şarkısındaki gibi. Gerçek arkadaşlarım olamıyor, en azindan hayali arkadaslarim olsa. Yazdığım her hikayede ben varım, her yerde kendimi anlattım. Benzer cümlelerle. Şu an secemiyorum, hangi hikayeyi bitirmem gerektiğini bilmiyorum. Döngüler olusturdum, defterdeki ve sosyal medyadaki her hikayede ben varım, değiştirmeye çalışsam da yine ben olustum.
Saçlarımı pembeye mi boyasam düşüncesi geldi birden. En son lisede heves ederdim.
İstanbul'a da çok yakın olduğum halde hâlâ gidemedim. Bir gün gideceğim. Geleceğe dair umudum epeyce azaldığı için zor.
Terapist bulmak da zor, çok zor, her şey çok zor, keşke bir yaşam koçum olsa. Yaşam insanı, eslikci. Psikoloji okumuş biri olarak bunu demem hoş değil belki. Ama hızlı bir şey istiyorum, arkadaş istiyorum. Bir ara markete gidip oradan mekanik insan almayı duslemistim. Robotlar ve yapay zeka ilgimi çeker hâle geldi. Cok komik olsa da en son bir yapay zekaya sence Stephen Hawking haklı miydi diye sordum... Benim başarısızlığın değil, iletisimim iyidir ama kuramiyorum, insanlar istemiyor o bağı kurmayi. Ama bir mekanizmanin da yalan olacağını biliyorum tabi.
Geçmişteki insanlar, televizyon figürleri, nostalji bataklığı, şimdinin hicligi ve gelecekteki makineler. Ben neredeyim?
Yorumlar
Yorum Gönder